Mektup olarak etiketli yazılar
Halil Cibran’ın Aşk Mektupları
13 Haz

Bir süre önce aldığım ama kitaplığımda durmaya mahkum ettiğim bir kitap ilişti gözüme. Lübnan’lı yazar Halil Cibran’ın Aşk Mektupları. Kitabın satırları arasında dolaşırken tuhaf hissettim kendimi. Lübnanlı olup Amerika’da yaşayan Halil Cibran’ın Filistin’de doğan Mey Ziyade ile mektuplaşmalarını içeriyor kitap. Önce yazılarından tanışıyor iki yazar, edebi tenkitler, fikir paylaşımları ve sonrasında bir aşk yolculuğuna dönüşüyor mektuplar. Halil Cibran ölene dek yaklaşık 20 yıl devam ediyor bu yazışmalar. İşin ilginç yanı, ikisi de birbirini hiç görmüyor. Belki de aşklarını büyüten buydu, hayallerinde kurdukları sevgili ve hayallerinde paylaştıkları sevgili olmaları..
“Çünkü satırlara herşey yazılabilir, okuyacak kişi karşınızda değildir, çekinmeden yazabilirsiniz, eğer karşımda olsaydınız, size asla bunları söyleyemezdim” diyor Mey Ziyade, bir mektubunda. Mektuplar iki yazarın kaleminden çıkınca edebi metinlere dönüşmüş hemen..
Bana dokunan kısmı ise, bir ölünün mahrem satırlarını okumak oldu. 80 yıl önce yazılan sevgi ve aşk dolu satırlar.. Kapaktaki Halil Cibran fotoğrafına baktım bir süre, bir ölüyle konuşur gibi hissettim.. Acaba bu satırların okunmasını ister miydi?..
Kitaptan altını çizdiğim yerler:
*”Keşke sesimi kanatlandırmak ve mırıltılarımı şarkılara döndürmek için burada olsaydın. Yine de “yabancılar” arasındayken görünmez bir “dostum” beni dinleyip tatlılık ve duyarlılıkla gülümsediğini bilerek konuşacağım.”
*“Sana karşı taşmalarım – ne demek bu? Bütün bunlarla ne demek istediğimi gerçekten bilmiyorum. Ama senin sevdiğim olduğunu ve sevgiye saygı duyduğumu biliyorum. Şunu tamamen bilerek söylüyorum ki, aşk en azından büyüktür. Aşkın eşlik ettiği yoksulluk ve sıkıntılar sevgisiz zengilikten çok daha iyidir. Bu düşünceleri sana itiraf etmeye nasıl cesaret edebiliyorum? Böyle yaparak onları yitiriyorum… yine de bunu yapmaya cesaret ediyorum. Tanrı’ya şükürler olsun ki bunları söylemeyip yazıyorum, çünkü şu anda burada olsan, hemen geri çekilip uzunca bir süre senden kaçarım ve söylediklerimi unutuncaya kadar da beni görmene izin vermem. … Güneş ufukta kayboldu, harika şekilli güzel bulutların arasından parlak tek bir yıldız belirdi, Venüs, Aşk Tanrıçası. Bu yıldızda bizim gibi aşk ve arzuyla dolu insanlar mı oturur acaba? Acaba Venüs de benim gibimi ve kendi Cibran’ı mı var -kendi uzakta ama aslında çok yakında olan güzel varlık- ve acaba o da şu anda, ufukta titreyen alacakaranlıkta, alacakaranlığı karanlığın izleyeceğini ve karanlığı ışığın izleyeceğini ve günü gecenin izleyeceğini ve geceyi günün izleyeceğini ve sevdiğini görmeden önce bunun defalarca tekrarlanacağını bilerek ona mektup mu yazıyor? Ve böylece alacakaranlığın ve gecenin bütün yanlızlığı hiç sezdirmeden ona yanaşıyor. O zaman o anda elindeki kalemi alacak ve karanlıktan, bir adım kalkanına sığınacak: Cibran”
*”Bazen uzakta olan bir dost, yakında elinizin altında olan bir arkadaştan daha iyidir”
*”Her ruhun bir mevsimi vardır. Ruhun kışı ne baharı gibidir ne de yazı sonbaharı gibi”
*”Benliğin tüm özellikleri içinde karamsarlıktan daha kötüsü yok. Hayatta hiçbir şey kişinin kendisine “sen yenildin” demesinden daha zor bir şey olamaz”.
*”…karamsarlık sesi olmayan, sessiz bir histir.”







