uğur yücel etiketini içeren Yazılar
Ejder Kapanı (2010)
0
Uğur Yücel’in yeni filmi Ejder Kapanı’nı izledim. Filmin konusu şöyle açıklanıyor “Güneydoğu’da askerliğini yapan Er Ensar acımasız bir ölüm makinasıdır. Askerdeyken 12 yaşındaki kız kardeşine tecavüz edilmiştir. Askerden döndüğü ilk gün, kız kardeşinin kendini astığını öğrenir. Ardından şehirde cinayetler işlenmeye başlar. Soruşturmayı cinayet masasından iki usta dedektif Abbas, Celal ve stajyer polis memuresi Ezo üstlenir. Emekliliğinden önce son görevini üstlenen Abbas’ın tek hayali sevgilisi Cavidan’ı da alıp uzaklara gitmektir.”
Filmin hikayesi fena değil aslında. Çocuk tacizi suçundan tutuklanmış daha sonra da Af kararı ile serbest bırakılan çocuk tacizcilerini tek tek işkence ederek öldüren bir seri katil fikri hiç de fena durmuyor. Filmde de, halkın bu cinayetleri memnuniyetle karşıladığı görülüyor. Katil için “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları atılıyor mesela. Özellikle Siirt’teki hadisenin üzerinde de düşününce, gerçek dünyada da böyle bir katilin büyük destek bulabileceğini düşünüyorum. Tesadüfe bakın ki son 2 haftada bu meseleye değinen izlediğim 3. film oldu bu. Hard Candy (Lolipop), Reha Erdem’in Hayat Var filmi ve Ejder Kapanı.
Filmin esas konularından biri Af meselesi. Kurbanların hepsi Af ile içeriden çıkmış tacizciler. Filmin bir kaç yerinde bu da haklı olarak eleştiriliyor. Bana her zaman burada bir yanlışlık var gibi gelmiştir zaten. Devlet, Af kapsamında kendisine karşı yapılan suçları değil de vatandaşına karşı yapılan suçları affedebiliyor. Oysa tersi daha doğru duruyor. Başka birine karşı işlenmiş bir suçu, başka bir merci nasıl affedebilir ki ? Öte yandan düşünce suçluluları, siyasi suçlular gibi sözde devlete karşı suç işleyenler neden affedilmez de tecavüzcüler, hırsızlar, katiller affedilir ? Doğrusu günümüz cezaevi koşullarında suçluların ıslah olup olmadığı da ayrı mevzu, yani ki dışarı çıkardığınız kişi daha da kötü bir yerde de olabiliyor. (Bkz. Cezaevinde gözüme takılanlar başlıklı yazı )
Görsel olarak baktığımızda teknolojik imkanların ziyadesiyle kullanıldığını söylemek mümkün. Film boyunca karanlık bir atmosfer, dar sokaklar, yer yer yoğun yağmur kullanılarak filmin mevzusuna uygun bir atmosfer yaratılmaya çalışılmış. Ancak yetersiz kurgu ve senaryo dahası tam anlamıyla zaman zaman “gereksiz bir aksiyon” bu görselliğin amacına ulaşmasına mani olmuş.
Özetle, bir polisiye-gerilim olma iddiasındaki filmin hikayesi güzel olsa da kötü bir imitasyondan öteye geçemiyor. Her haliyle yabancı polisiyeleri taklit etmeye çalışan (etmeye çalışan diyorum çünkü bunu da başaramıyor), hatta neredeyse görüntüleri bile aynen alan(Seven, Crimson Rivers gibi filmlerden sahneler vardı neyse), ziyadesiyle suni duran bir yapım. Filmde çok alakasız geçişler bulunuyor, bir şekilde gerçekçilik hissi vermiyor ve sürekli bir kopukluk hissi uyandırıyor. Bunda kurgunun ve senaryonun kötü olmasının payı büyük olsa da karakterlerin neredeyse karton olmasının da etkisi çok. Karakterlerin çoğu, zaman zaman filmde kendisine Morgan Freeman rolü biçen ihtiyar ama tecrübeli polis Uğur Yücel bile, çok yapay duruyor ve “bu da neydi şimdi yahu” dedirtiyor. Öyle ki filme bir de felsefi boyut katalım çabasıyla yapıldığı belli olan ve zaman zaman Uğur Yücel’in ağzından duyduğumuz aforizmalar bile filmin yetersiz atmosferinde havada kalıyor: “Tanrı, bazen kullarından intikam almak için başka kullarını kullanır ama insanlar bunu kulun yaptığını zanneder.”

